Yazan: YILMAZ YILMAZ

Yazan: YILMAZ YILMAZ


İnsan olarak bir yanımızda “unutmak” var, unuttuklarımız kadar yaşadıklarımız var şüphesiz. Unutulan onca şey içerisinde, aslında hatırlanası “değerler” olduğunu da çok sonraları anlıyoruz. Çok sonraları; yani yaşam denilen mucizenin, hediyenin son basamaklarında… İffet Oral’ın Sütun Yayınları arasında çıkan ilk kitabı Son Dilek’te; sahip olduğumuz onca şeyi aslında onlara sahipliğimiz devam ederken gereken değeri verip zamanında hatırlamanın erdem olduğuna işaret eden öyküler okuyoruz.

 

İffet Oral’ın öykü kahramanları, günlük yaşamımızda her an karşılaşabileceğimiz türden insanlar. Toplumla iç içe olmanın (öğretmen olmanın) yazarda iyi bir gözlemci kimlik oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Her iyi öyküde yazarın bu yönü, yani gözlemci kimliği sezilir. Mesela Sait Faik, adaları ve oradaki insanları anlatırken tablonun çok da dışında durup olup biteni seyreden biri gibi durmaz, olayların ortasında bir yaşam sürdüğü için bunu hikâyesine aktarması da kolay olmuştur. Tabii bu kolaycılık, gündelik söyleyişle meseleyi ucuzlaştırmak anlamına gelmiyor.

Sait Faik için söylediğimiz şeyleri İffet Oral için de söyleyebiliriz: Yaşadığı çevre halktan kopuk, apayrı bir çevre değildir. Bu bakımdan halkın nabzını yakalaması bunu öykülerine yansıtması kolay olmuş. Kitaba ismini veren “Son Dilek” öyküsü de böyle bir öykü: Zihinsel özürlü oğluyla beraber yaşayan bir kadının –annenin, ömrünün sonlarına yaklaştığını hissetmesi ve bu aşamadan sonra oğlu için endişe duymaya başlaması okura tüm yalınlığıyla, acıtıcılığıyla hissettirilir. Yapı olarak bir yanında hüznü taşıyan insanımız için böyle bir öyküye duyarsız kalmak zordur.

Kitapta dikkatimizi çeken bir başka nokta da zihinsel özürlü insanların dünyasına yer verilmesi. Yazar, “Son Dilek” ve “Sevim” adlı öykülerinde onların dünyasına çevirir projektörünü. ‘Engelli yaşam’ olgusu yazarın oldukça samimi bir anlatımı ile çıkıyor karşımıza. ‘Engelli yaşam’ tarzının çoğumuz için soğuk ve itici olan gerçekliği yazar için evleri yan yana olan iki komşunun diyalogları gibi içten.

“Son Dilek”te oğlunun zihinsel engelli olmasına karşın onu incitmemek için çırpınan, oğluna diğer çocuklardan ‘farklı’ olduğunu hissettirmemek için türlü yollara başvuran bir anneyi görüyoruz. “Sevim”, kitabın diğer ilgi çekici öyküsü: Yaşı kırka yakın olduğu halde beş yalındaki bir çocuğun zihni melekelerine sahip Sevim ve annesi anlatılıyor bu öyküde. Bu öykü aslında geçmiş zamanın tüm sıcaklığına karşın şimdiki zamanın kıyıcılığı ve acımasızlığı üzerine kurulu. Mesela, Sevim’i kendi kardeşleri gibi belleyip ona iltifat eden, cebine çikolatalar koyan çocukların birer ikişer okula başlayıp ya da göç ile mahalleden ayrılması ile yeni neslin Sevim’e ilgisizliği, onu küçük görmeleri, alay etmeleri… Engelli bireyi eve mahkûm eden asıl sebep de bu değil midir zaten! Yok saymak ve aşağı görmek…

İffet Oral daha ilk kitabından yaşamın merkezinden seslenmiş okura. Sathi ve suni hayatlar üzerinden derdini ifade etmemiş, zaten suni hayat ile dert ifade etmek olmayacak bir iştir. Öykücünün hayatın içinde olma, yaşanana ayna tutma yanında yaşantıları evrensel değerler tablosu üzerinden sağlamasını yapmak gibi bir görevi de vardır. Bunu yapıyor İffet Oral.

İffet Oral yeni bir isim öykü dünyamız için. İki üç yıldır dergi ve e-dergilerde okuyoruz öykülerini. İlk kitabı ile öykümüzde daha önce ele alınan ölüm, hastalık, engelli yaşam, geçmiş zamanların sıcaklığı gibi konuları işliyor. Farklı bir tatla, ayrı bir üslupla… Son Dilek, başarılı bir ilk kitap…

Son Dilek – İffet Oral – 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !